İnsana ihsan edilen, sonsuz değerler, çok anlamlı ve kutludurlar.

Bizim bilgimiz dışında olanları kavrama zorlanmalarımız olacaktır.

Kutlu değerlerin anlam ve önemini aşındıran durumların genel adına KİR denir.

Zamanla yaşanan değerler sistemi KİRLENMELERİ, tüm insanlığı etkiler.

Bizler kirlenmeyi maddi anlamda değerlendiririz.

ANCAK; Kirlenme, paslanma, küflenmeyi, kokuşma kavramları kendi başlarına incelenmesi, sorgulanması, irdelenmesi gereken kavramlardır.

Maddi kirlenmenin boyutlarına gelince; İnsandan, diğer canlıların atıklarından, sanayi kuruluşlarının kontrolsuz ve düzensiz üretimdışılıkları, kentsel, kırsal yaşamın gerekli-gereksiz is, duman, katı sıvı, gaz atıkları başta gelir.

 Kimyasallların birbiriyle etkileşimleri sonucu ortaya çıkan gazların, tozların, radyasyon ve diğer etkileriyle karşı karşıya yaşıyoruz.

Havamızı, toprağımızı, suyumuzu; çevresel kirlenmemizi yaratan atıkların kontrolsuz, denetimsiz rastgele olması, yaşamımızı tehdit altına almaktalar.

MADDİ KİRLENMELERDEN KAT KAT YÜKSEĞİ;

Manevi kirlenmelerdir. En yakıcı olanı asılsız ve abartılmış  yalanlarla, insanlarda yaratılan korkular, yersiz ve amaçsız  ürküntüler, tiksintiler, nefret söylemleri; Ahlaksal, inançsal, geleneksel, töresel, insani değerlerin küçümsenmesi, yok sayılmasına neden oldukları insani ilişkilerin görüntülerinden anlaşılıyor. İnsanlarımızın ruhsal çöküntüleri değerler sistemiminin çöküntüsü sonucu; Mutsuz ve doyumsuz bir toplum oluşur.

 Kuşkular artar, insan insana güvensiz, vesvese, dedikodu, haset, kin nefret, iteleme, öteleme, etnik ve bölgesel ayrımcılık, ortalığa egemen olur.

Bu durumda, sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik, ahlaki, inanç değerler sistemi felç olur. Değerler sisteminin çöktüğü toplumlarda; sosyal ve kültürel barış yok olur.

Yüksek beton yığını konutlarda, site, gökdelenler içinde insan yalnızlaşır. Gelecek kaygıları içinde kendini garipser, bir garip olur çıkar.

 BU DURUM DA;

SÖYLE GARİP BENCİLEYİN” diye seslenir kara toprağın bağrından YUNUS EMRE

Acep şu yerde varm'ola Şöyle garip bencileyin Bağrı başlı gözü yaşlı Şöyle garip bencileyin

Gezdim Rum ile Şam'ı Yukarı illeri kamu Çok istedim bulamadım Şöyle garip bencileyin

Kimseler garip olmasın Hasret oduna yanmasın Hocam kimseler duymasın Şöyle garip bencileyin

 Söyler dilim ağlar gözüm Gariplere göynür özüm Meğer ki gökte yıldızım Şöyle garip bencileyin

Nice bu dert ile yanam Ecel ere bir gün ölem Meğer ki sinimde bulam Şöyle garip bencileyin

Bir garip ölmüş diyeler Üç günden sonra duyalar Soğuk su ile yuyalar Şöyle garip bencileyin

Hey Emre'm Yunus biçare Bulunmaz derdine çare Var imdi gez şardan şara Şöyle garip bencileyin .“

 

 Yukarıdaki dizelereden anlaşıldığı üzre; * İ D U R A K İ *  daha ne söyleye bilir ki?

 Yunmak güzel, ama nasıl nerede yunduğun önemli?  Sineklikte, banyoda,, derede, çayda, denizde, hamamda mı yundun? Yundum demek kirlerden arınmak demek değil. Hamamda Tellaka masaj yaptırdın mı? Hamamda terlemek kirlerden arınmaz insan. Maddi analmıyla kirlerden arınmanın bedeli büyüktür.

Her türlü namussuzluğu, merhametsizliği,musibeti yap, çal, çırp, toplumun bir birine kat; camiye, kiliseye havraya, Mekke’ye, Kudus’e hacıya gidip tüm günahlardan arınırım demekle iş bitmiyor.

Tüm ibadethaneler, hayır hasenetler maddi, manevi kirlenden; insanı arındırmaz.

 Ne zaman ki; insani değerleri baştacı yapıp, kendinizi rahmani, vicdani, merhametli işlere adar, şeytani davranışlardan uzaklaşırsanız, arınmaya başlarsınız.

 Bu işin mizani, düzeni; Hakk’ça adil, eşit ve dengeli davranışlarla gerçekleşir diyebiliriz....