Yıldız kavramı insanın içini ısıtan, hayallere sürükleyen, insanı on iki zaman diliminde gezdiren, uçsuz bucaksız evrende; insanı insan yapan değerleri simgeler.

Yer yüzünde ne kadar insan varsa; her insan, annesinin, babasının , ebeveylerinin yıldızıdır. Bu anlamda, insanın yıldızlaşmasının kaynağında insan sevgisi vardır.

       İnsan sevgisi hamuruyla yoğrulmayan bedenler, dondurulmuş, kurutulmuş, duygusuzlaştırılmış, insani özelliklerini kaybetmişlerdir.

 Yıldızların kendi ışıkları olmadığı halde, güneşten aldıkları ışığı bize yansıtarak, güneşle bizim aramızda bağ kurdururlar. Kendi içlerinde kümelenerek ve dünyamıza yakınlıklarını göre isimlendirilirler. Güneşin on iki evresine göre şekillenip, burçlar olarak karşımıza çıkarlar. Her güneş evresinde kümelenen yıldızlar, insanların davranışlarını, duygularını, düşüncelerini etkilediği astrologlarca söylenir. Güneş sisteminde bulunanlar,  güneşin nimetlerinden yararlanırlar.

Dünyamız güneş sisteminde, üzerinde canlılık etkinliklerinin yaşandığı bir gezegen olarak bizlere hizmet etmektedir. Güneş sistemi, kendi içinde ki dinamikleriyle, çekim gücü, ışık, ısı etkileriyle; canlılar ve cansızlar alemine, katkılar sunar.

       Ben annemin, sen babanın, o dedesinin, biz yeryüzünün, siz gökyüzünün, onlar, evrenin yıldızlarıdırlar...

       Hepimiz yeryüzünün her köşesinin yıldızlarıyız. Her yıldız, kendi varlığından sorumludur. Varlığımızı, geleceğe taşımak için, onu beslemek, sıcak, soğuk, rüzgar ve doğal felaketlerden koruyup kollamak gibi bir asli görevimiz var.

       Bu can sana emanettir. Canı korumamak, beslememek, yaralarını onarmamak, kendine, kendinize ihanettir.

İnsanın yıldızlaşması ve yıldızının parlaklaşması kendi elindedir.

Sevgileriyle, korkularıyla, beklentileriyle, kazançlarıyla, tüm yaşam etkinlikleriyle bir değerdir. Sahip olduğumuz, tüm insani değerlerin bütününde,  onlarca devinim vardır. İnsan bu devinimlerle birlikte  yaşar ve kendini  bulur.

GÜZEL İNSAN, Zeki Müren’in betimlemesine bir göz atalım.

“Benim gönlüm sarhoştur / Yıldızların altında
Sevişmek ah ne hoştur / Yıldızların altında

Benim gönlüm sarhoştur / Yıldızların altında
Sevişmek ah ne hoştur /  Yıldızların altında

Mavi nurdan bir ırmak / Gölgede bir salıncak
Bir de ikimiz kalsak / Yıldızların altında

Yanmam gönlüm yansa da / Ecel beni alsa da
Gözlerim kapansa da / Yıldızların altında.

Yanmam gönlüm yansa da / Ecel beni alsa da
Gözlerim kapansa da / Yıldızların altında

Gözlerim kapansa da / Yıldızların altında

Benim gönlüm sarhoştur / Yıldızların altında
Sevişmek ah ne hoştur / Yıldızların altında…”

       Bu duygu ve düşünceler içinde yaşamak; aş, iş sağlık, esenlik, gönül huzuru, kendinle ve çevrenle uyum ister. Yıldızlara fal baktıranlar, yıldızlara el avuç açanlar o kadar çok ki. Yıldızların yol göstermesini, akşamı ve sabahı müjdeleyenleri, denge, güç ,kardeşlik, acıtan, olumlu ve olumsuzluklara göğüs germeyi gerektiren metanet duygularımızı besleyen, bizleri sabır taşına çeviren yaşam olgularına hazırlar yıldızlar bizi.

       Gökyüzünde yıldızları göremediğimizde, bir karamsarlık, iç ürpertiler yaşarız. Karanlık insanı korkutur. Havanın bulutlu olması, yeryüzünün sisli olması yıldızlarla bizim aramıza engeldir.

       Zaman zaman, gökyüzünde yıldızların kaydığını, veya parlayıp yok olduğuna tanık oluruz gecelerde.

       Tüm bu anlatımların anlamlı olmasına katkı olması anlamında bir anlatımdır;

       “ Büyük kentte büyümüş bir genç, kırsal alanda büyümüş bir genç kızla evlendirilir. Genç delikanlı akşamın sonunda; dolunay, gök yüzü yıldız yıldız. Balkonda çilingir sofrasını kurar ve eşini karşısına alarak sorar; kendince, eşine kur yaparak

       “ Gözlerime bak, ne görüyorsun?” soruyu birkaç kez tekrarlayınca;

       Eşi:” Ne söylenip durosun, bakom ya işte”

       Delikanlı: Baktığını gördüm de; gözlerimin içinde ne görüyorsun?”

       Bayan: ”ÇAPPAAAK…”

       İnsan, zaman zaman, yıldızlara bakarak hayaller kurar. Ulaşılacak, hayallerle, ulaşılmayacak hayalleri ayırt etmek, akıl ve deneyimler gerektirir.

       Büyük kentler gökyüzü gibi ışıltıları içindedir. İnsanları olmayacak hayaller sürükler. Kırsal yaşamda her şey olduğu gibi, doğal,  ) kabul edilir. Kırsal alan insanlarının hayal kurmaya zamanları yoktur * İ D U R A K İ *.

Hayalleriniz kadar, yıldızınız parlasın efendim