Üstadlarımdan aktarmalarım var. Kendi akıl devriminizi tamamlamak  zorundasınız.Anatolia, kültürlerin üst üste yaşandığı bir yarım adadır. En eski çağlardan günümüze kadar, tüm kültürlerin temelleri Anadolu’da atılmıştır.

        İlkelinden klasiğine, moderninden çağdaşına gelinceye dek Anadolu Tüm kültürleri bağrında mayalandığı, besleyip büyütüp, yaşattığı anlamak için; Anadolu uygarlıklar tarihi, Mezopotamya Mit’lerine,  tüm göç yllarının kesişim noktalarına kabaca bakmanız yeterlidir.

        Bilim, felsefe, kültür, şiir, aritmetik, trigonometri, astronomi... gibi; akılı, akıl yapan, ne varsa bu bilgi enerjilerin hepsi Anadolu’nun yedi veren toprağının içinden fışkırmıştır.

        Bilimin ışığında yol alırken, konar göçer kültürden, yerleşik kültüre; hümanizmanın gücüyle, güncel sentezlere giderek akıl yürütmek, Hakk’ın, halkın yanında toplumsal dayanışmanın itkesiyle, yurtseverliğin aydınlığında, yaşanılır bir ülke olduğunun bilinciyle, yola çıkmak, günümüzde yaşanılan olumsuz olayları daha iyi kavramış oluruz.

        Hasan Ali Yücel’in  çevirisi HEREDOT TARİHİ, MEZOPOTAMYA MİTOLOJİSİ(Jean Bottero, S.Noah Kramer) bizlere sundukları   anlatımlarda, kendi yurdumuzun, ne anlama geldiğini, anlamış oluruz.

        Gerçekleri, asıl gerçekleri bilmeden, okumadan, kulaktan dolma bilgilerle zamanımızı öldürürüyoruz. Ortalığa zehir saçan  olumsuz , yalan bilgilerle zehirleniyoruz..

   Anadolu’ her noktası destanlar dolusu anlatımlara konu.  Gılganeş,Truva, Ergenekon... Çanakkale, Kurtuluş Şavaşı, Üç Şehitler  Destanlarını okuyup anlamadan kendimize sıfatlar yakıştırıyoruz.

        7 Düvelin  Anadolu’ya saldırısının altında yatan yerel konumumuzun , tarihsel kökenlerine inmeden, bugün siyasi, ekonomik, kültürel olarak yaşadığımız sorunların  ana kaynağında yatan, asıl gerçekleri biliriz. Anadaolu (Anatolia) kültürler harmanı olan bir “kısrak başı..” konumunda, güvenli, yaşanır bir korunak, sığınak ve bir ana yurttur.

 

         Anadolu, inanç, iman, itikat, ibadet değişik gelenek , görenek, örf ve adetler  harmanı ve yaylağıdır. Dört  Hakk kitap’a gönül verenlerin otağı olması bakımınden, inanlar açısından kutsal mekanlarıyla tüm inanları kucaklar.

        Bu anlamda bir halk söylemi; “Dört kitap Hakk, doğru git işine bak..” sözünün  anlamı açık. Açıklanacak bir durum yok.

        Ama, ancak ve lakin, bence  yeniden açılanmaya gerek vardır. Doğrular günümüzde yamuklaştırıldı. Tüm Hakk kitaplarının  ayrıntıların da; insanı yücelten, bilgilendiren, örnek açıklamar yapılmıştır.” Doğru” yerine “dosdoğru” ayrıntılarda açıklanmıştır.

        Bazen insanı tebessüm ettiren bir anlatımı basından aktarıyorum.

        “MELEKLERİN MERAKI

        Yüce Tanrı ve melekler sohbet ederken  kapı birden açılır ve başka bir melek teleşla içeri girer:

        “Büyük Tanrım!  Çin’de ölümcül bir virüs salgını başladı.” der.

        Yüce Tarı oralı olmaz.

Ertesi gün aynı melek, yine telaşlı bir şekilde:

         “Büyük Tanrım, Korona virüs adlı virüs İtalya’ya sıçradı ” der.

        Büyük Tanrı oralı olmaz.

Bir diğer gün yine:

        “ Ulu Tanrım Fransa’da salgın başlamış.” der.

        Diğer günlerde İran, Amerika ve İspanya salgınları sunumu yapılır.

        Ulu Tanrı tepki göstemez.

         Haftada bir yapılan bilgiendirme sonunda:

        “ Türkiye’de de salgın görüldü...” denilince;

        Yüce Tanrı

        “  Bu şimdi  mi söylenir?” Neden daha önce haber vermediniz?” der ve meleklere talimatlar yağdırır.

        Meşekler şaşkınlıkla sorarlar:

        “ Yüce Tanrım, hiçbir ülkenin salgınına karışmadınız, Türkiye’de yayılmasına neden müdahale ediyorsunuz?”

        Yüce Tanrı cevap verir:

        “ Türkler her işlerini bana bırakırlar da ondan!”

 

        Kıssadan hisse budur. Aklımızın, gücümüzün yetmediği durumlarda havale makamı hazır. Havale et gitsin. Armut piş ağzımıza düş demek kolay. Aklımızı, fikrimizi kullanmak işimize gelmez.

         Karşıyım karşı; akla, fikre bilime, aydınlanmaya...  Bana inancım, biat kültürüm yeter, diğerleri gavur icadı...

         Siz buyrun, kurulmuş sofraya, bir tas su katma * İ D U R A K İ * pişmiş çorbaya. Bizim töre böyle biz bunu biliriz. Herkes herşeyi bilir bilmez, görür görme, duyar duymaz, dili var söykemez DOSDoĞRUYU...