“Söz vardır kese başı, söz vardır kese savaşı...” konu “söz” üzerine olunca, insanın  dili tutuluyor. Şairin şiirinde dillenir söz;”  Söz söylenmez, doğru sözün üstüne. Gel ey hilal kaşlım dizim üstüne, ay bir yandan, sen bir yandan sar beni...” diyen diller, gönüller ne güçlü?  Bu dizelerin sözleri insanın yüreğini titretir.

       “Önce ses, sonra söz vardı insanda, sanat deyimiyle;” önce çizgi vardı.” ticaret, kar, sömürü anlamıyla; “Önce baharat vardı...”

       Maksim Gorki;” Ateş karşınında bozulmayan altın, altın karşısında bozulmayan kadın, kadın karşısında bozulmayan erkek niteliklidir.” İtirazı olan varsa Gorki’ye anlatsın

        Tüm kutlu kitaplar, doğru sözden dem vururlar. İnsanı sapık yollardan döndürmek için. Ama insan, kendine, yaradılışına muhalif, gölgesine inattır.

       YALAN VE DOĞRU ÜZERİNE;

       Mark Twain;” Her zaman doğruyu söyle, nedediğini hatırlamak zorunda kalmazsınız..” buyuruyor.

       “Doğruluğun en büyük meyvesi SÜKUNETTİR.” (Epikür)

       Doğruluk her türlü koşullar altında  meyve verir...”(Friedrich Schiller)

       “İnsanlar için mutluluk umudu ancak doğrulukta vardır.”(Euripides)

       Bu anlamda; insan toplum içinde konuşurken sözlerine dikkat etmelidir. Söz ustası CİCERO;” DİKKAT ALTINDAN DA DEĞERLİDİR..” diyor.

Yazmak yaşamaktır diye algılarım.

“ Yaşayan insanların zekası; ölmüş insanlar ile en iyi ilişkileri kitaplar yoluyla kurarlar” diyor (BOWEE.)

 Bize düşen görev, doğru sözlerin satır aralarında kendilerini gizlediğini fark etmektir. Söz bu, hangi dilden, hangi dudaktan nasıl çıktığını, nasıl eğrilip büküldüğünü fark edemezsiniz.

        Adamın dili doğru söyler, gözü başka yeri, kaşı başka ifadeler ima eder. İnsanı sapıttırılar.

       “AKIL İNSANIN KAFASINDA BİR ÇİVİDİR, ARA SIRA TIKILAMADAN KAFAYA GİRMEZ, “ DEDİ...” Resim-İş- Yazı öğretmenim Necmi Esenoğlu

       Zaman içinde doğru söyleyenleri, doğru iş yapanları, doğru yoldan gidenleri, dokuz köyden kovuldukları, “Onuncu köy”de yorulduklarına tanık olduk. O zamanlardan bu zamana neler kaldı? Parası olan en ahlaklı, parası olmayan ahlaksız, parası olanın dini imanı var, parası olmayan, hakkkını arayanlar, gerçeği, doğruyu söyleyenler laf ebesi, aşırılar, fanatikler....

        SÖZÜN EĞRİSİYLE DOĞRUSU BİR BİRİNE KARIŞTI;

       “Eski çamlar bardak oldu..”DEĞİL;” Eski camlar bardak oldu.”

       “Güzele bakmak sevaptır.” DEĞİL; “Güzel bakbak sevaptır.”

       “Azimle sıçan duvarı deler...”DEĞİL;” Azimli sıçan, duvarı deler.”

       “Göz var nizam var...” DEĞİL; “Göz var izan var.” (Nizam; düzen, kural.. İzan; anlayış anlama yeteneği...)

       “Eşek hoşaftan ne anlar?” DEĞİL; “Eşek hoş laftan ne anlar?”

       “Aptala malum olur” DEĞİL; “Abdala malum olur.”  (Aptal: alık, Abdal; derviş TDK)

       “Su uyur düşman uyumaz” DEĞİL;” Sü uyur, düşman uyumaz .” ( SÜ: asker)

       “Saatler olsun.” DEĞİL; “ Sıhhatler olsun.”

       “Su küçüğün, söz büyüğün.” DEĞİL; Sus küçüğün söz büyüğün.” gibi doğru bildiğimiz yanlışlar, yanlış bildiğimiz doğrular üzerinde yaşamı sürdürüyoruz.

        Benim yanlışımı, eksiğimi, bana söyleyen dostumdur. Benim eksiğim ve yanlşımdan kendine pay çıkarmaya çalışan fırsatçıdır. Eski deyimle “Mutlak gafildir.” * İ D U R A K İ *.

       Olumsuz hava koşulları ve doğal olayları yaşadığımız şu günlerde; “Öküzün altında, buzağı arayan cibilliyetsizler, doğanın kendi içindeki dinamiklerinden habersiz, her olup bitene bir kulp takma alışkanlıkları yüz yıllardır devam eder.   Onlar istesede istemese de doğanın kendi dinamikleri devan edecektir.

       Galile’in papazlara seslenişi gibi;” Siz istesenizde, istemesenizde; dünya kendi etrafında ve güneşin etrafında dönüyor. Dünya düz değil yuvarlaktır...” (Galilenin savunmasından)