(Dünden devam..)

 

Kız bir an dona kaldı. Şaşırmıştı! Ne söyleyeceğini bilemedi, ne hissettiğini sözcüklerle ifade edemedi. Ona sevdiğini defalarca söylemişti. Sevgisini her fırsatta dile getiren, her fırsatta gösteren biriydi. Nasıl olurdu da; sevgisine, aşkına inanmazdı! Onun için birçok fedakârlık yapmış ve nelerden vazgeçmişti.

Uyandığında uykusundan, hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını, olamayacağını anlayıp kaybettiklerinin ardından üzülen bir insan gibi sordu onu sorgulamadan ‘Seni böyle düşündüren nedir?’ Genç, bilge bir kişi misali cevabı bildiğini bakışlarına aktardı ve sonra ayrıldıkları anı hatırlayıp hatırlamadığını sordu ona. Genç kız düşündü o gün mutlu ayrılmışlardı. İkisi de biliyordu birbirlerini sevdiklerini. ‘Ne oldu, hatırlıyorum o günü ayrılmadan önce seni sevip sevmediğini sordun bana ve ben de seni sevdiğimi söylemiştim. Evet, bu doğru ama eksik kaldı dedi delikanlı. Genç kız şaşkınlıkla baktı sadece yüzüne. Meraklı gözlerle bir soru soran ve cevabı bekleyen çocuk misali! ‘Zamanı gelen her cevap sahibini bulur!’ diye geçiriyordu delikanlı içinden.

Tekrar ayrıldılar. Düşündü ama aynı yolda defalarca kaybolan turist misali şaşkın gideceği yeri bulamıyordu. En ince ayrıntısına kadar düşündü genç kız. ’Acaba neden sevgime, aşkıma inanmıyor!