Bir an için sustular! Sorusunun cevabını almak için bekleyen bir öğretmen edasıyla bakıyordu genç kız delikanlının yüzüne duygusuzca. Bir cevabı vardı elbet her sorunun olduğu gibi bu sorununda. Ama cesareti var mıydı delikanlının cevabı verecek ve sonucunu görecek kadar! Tüm mesele bundan ibaretti aslında. Genç içinden düşündü; ‘Neden her sorunun bir cevabı olmak zorunda? Neden herkes sorular soruyordu ona?’ Eve geç geldiğinde annesi, işe geç kaldığında patronu, randevuya geç kaldığında sevgilisi… Ve daha binlercesi! Kızın bakışlarını gördüğü an anladı, soruyu soran aslında merak eden değil, soruyu yanıtlayandı. Çünkü eğer gerçekten bir açıklama yapsa, bu sorulara muhatap olmayacaktı. Kendi sorusunu kendisinin hazırlamış olduğu yazılıya giren öğrenci gibi, hazırdı cevap vermeye! Bu arada yıllar geçmiş de hala aradığını bulamayan, aynı yeri kazmış bir hazine avcısı hissine kapılan genç kız sorusunu tekrarladı; ’Neden? Bir açıklama bekliyorum!’ Artık tohumun yeşerecek vakti gelmiş tavrını takınarak delikanlı, sevgilisine sordu ‘Hani sen beni sevdiğini söylemiştin ya hatırlıyor musun? Aşka, sevgiye inanmayan birinin bu sözlerine nasıl inanabilirim!’