19 Mayıs’ı koronavirüs salgını nedeniyle evlerde kutladık.

19.19’da balkonlarda Türk Bayraklarıyla, İstiklal Marşımızı tüm dünyaya haykırıcasına bir kez daha okuduk.

Gençlik bu ülkenin geleceği ve onlara verilen bu armağanı unutmamaları gerekiyor.

19 Mayıs’la ilgili yazacak o kadar çok şey buldum ki.

Sonra hepsinden vazgeçtim.

Radyo dinlerken Atatürk’ün birazdan sizlere anlatacağım hikayesi okundu.

Etkilendim.

Bir çok kişi bu hikayeyi bilir ama ben tekrarlamak istedim.

Beğencenizi umuyorum. 

 

***

 

İngiliz Kralı 8. Edward İstanbul’a, Atatürk’ü ziyarete geldiği zaman, Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti vermişti.

Ziyafetten önce:

-Bana “İngiltere sarayında verilen ziyafetler ne şekilde olur, onu bilen birisini yahut bir aşçı bulunuz.” dedi.

Ve nihayet bu sofra merasimini bilen bir zattan öğrenerek sofrayı o şekilde düzene koydular. Akşam İmparator sofraya oturunca kendisini Kral sarayında zannederek memnun oldu. Atatürk’e dönerek:

-Sizi tebrik ederim ve teşekkür ederim, kendimi İngiltere’de zannettim.

Diyerek memnuniyetini bildirdi.

Sofraya hep Türk garsonları hizmet etmekteydi. Bunlardan bir tanesi heyecanlanarak, elindeki büyük kayık tabakla birdenbire yere yuvarlandı. Yemekler de halılara dağıldı.

Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesildi.

Fakat Atatürk krala eğilerek:

-Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim. Dedi.

Garsona dönerek "görevine devam et" dedi.