Öğretme işi, kendi içinde bir disiplindir. Bu disiplin, hizaya sokma, zorlama, baskı zulüm anlamında değildir. Öğrencinin; kişilik, bedensel, sosyal ve sağlık durumlarını önceleyen; kendi içinde yol ve yöntemleri vardır. Bu yol ve yöntemler içinde yaparak, yaşayarak, öğrencinin ilgi ve kişisel gelişim, basamaklarına uygun davranışları kazandırmaya çalışır. Öğretme işini yüklenen, eğitim ve öğretim elemanlarına eski dilde hoca, muallim müderris adlarıyla nılır. İşin özünde belleten ve davranış değişimi,i gerektirdiği için  “öğret” köküne “men” eklenerek, öğretme işini yapan kişiye “ ÖĞRETMEN”adı verilmiştir.

ÖĞRETMEN;  ESİNLENDİRİR,HAYALLLERİ BESLER,

                    DÜŞÜNDÜRÜR,EYLEME HAZIRLAR.

                    ANLATARAK, ANLAMAYI OĞRETİR

                    GÖSTERİR… OLGU VE OLAYLARI DRAMATİZE EDEREK, DENEY VE GÖZLEMLERLE, KENDİNE VERİLEN PROĞRAM ÇERÇEVESİNDE ULUSAL EĞİTİM-ÖĞRETİMİ GERÇEKLEŞTİRİR.

        Çağ kapatıp, çağ açan, düşün ve aydınlanmanın öncüleri, ALINLARINDA IŞIK TAŞIYAN PROMETELERDİR. Zanat - sanatkarların, ilim ve bilim adamlarının yetişmesinde, izleri silinmeyenlerin başında gelen, bir “MÜRŞİT” insandır öğretmen.

Zaman içinde; anlamı ve öneminin törpülendiği zaman dilimlerinin yaşandığına tanık olduk.

Örnek öğrenmen;

AKŞEMŞETTİN’İNİN NASİHATNAMESİ:

“-Evlat!

Her işe besmele ile başla, zikrin daima Hüda’yı hamd olsun.

Daima Temiz ol. Dinine bağlan, cehennem azabından kork.

Tembel olma; namazına önem ver, o namazın nuruyla doğruluğa devam et. Gece ve gündüz Hüda’ya tazarru üzere ol.

Kar ve kazancına isyan etme. Kim kar ve kazancına isyan ederse rızkını azaltmış olur.

Nimetlere şükret, belalara sabret, böyle yapan gönül aynasını nurlandırır.

Dünya neşeleriyle mağrur olma; sultanların iltifatına sevinme.

Kimseye sitem ve cefa etme; Böyle yapa Hüda’ya dost olmaz.s

Ömrün uzun olsun istersen, çok ihsan ve ikramda bulun.

Dilinde olanları, halka yayma, gece gibi ol, sırrını ifşa etme.

Kimsenin nimetine haset etme, gücün yeterse hased kapısına sed çek

 Kimseyi çekiştirip,  kötüleme; kendi nefsini başkalarına methetme.

Geçici şeylere önem verme,; vaktine göre hareket et. İçinde bulunduğun hali gözet.

Verdiğini alma tüccar gibi ol.

 Na mahreme bakma, çünkü insana gaflet verir.

Başkalarını kötüleme, yalan ve iftira atma, kimsenin kalbini kırma.

Evinde örümcek bırakma.

Atanı anne ve babanı ismiyle çağırma,

Ekmek kırıntılarını ayaklar altında bırakma. Eğer düşen ekmeği alır yersen zengin olursun.

Senden üstün kişilerin önünde yürüme; onlara karşı edepli, ve ikramlı ol.

Elbiseni başının altına koyma; sarığını oturduğun yerde sarma.

 Dişinle dişini kesme, tırnağınla dişini karıştırma.

 Elbiseni ayakta giyme ve üzerinde dikmekten kaçın.

Tatlı yemek, zihni ve zekayı genişletir.

BAŞKABİR AZİZE SORARLAR;

“Unutkanlık nedendir?” O cevap verdi:

Allah’a isyandan  kaçın.

Tarağı ortak kullanma, yabancının tarağına el sürme.

Başkalarının misvakına ortak olama,”sivak” ona işarettir.

Çırayı ( ateş, mum..) üfleyerek söndürme,Çünkü onun dumanı aklı karıştırır.

 Gece ev süpürme, cünüp iken yemek yeme, çünkü gam verir.

 Gece aynaya bakma hatadır, yalnız olarak evde yatmaktan kaçın.

Çok uyumak kazancı azaltır. çıplak yatmak kişiyi fakir kılar.

Akıllı ol, işe ve sefere yalnız çıkma, bunda çok tehlike vardır.

Geceleri uyanık ol, seher vakitleri Rabb’ini zikret.

Çok cıma etme, ekşi yemek yeme, çok koku sürünmek, şüphesiz ki kişiyi ihtiyarlatır.

“KİM”

Canu gönülden bu tavsiyeleri tutarsan fayda görürsün, mümkün olduğunca bunlara riayet et.

Söyleyeceğim söz budur. Vallahi e’lemü bi’s- sevab.” (alıntıdır) * İ D U R A K İ *. İbret alasun.

       Büyük olalım, küçük olalım, her insan bir birinin öğretmenidir, hocasıdır. Ama ancak; günümüzde eğitim ve öğretim, bir bilim ve bilim dalıdır. Her bilim dalı, ayrı bir uzmanlık alanıdır. Herkes kendi işini yapmalıdır. Uzmanlık isteyen işlerde fikir yürütmek, o iş hakkında;”Dışarıdan gazel okumaktır.” “…Sen kendin bil, kendini. Sen kendin, kendini bilmez isen; Bu nice OKUMAKTIR.” Diyor Koca yunus Emre.

Sevgi ve sağlık içinde,umutla mutlu kalınız.