“Olmaya devlet, cihanda bir nefes sıhhat gibi...” Kanuni Sultan Süleyman

     İlkbaharın başlangıcıyla insanlar,sere serpe, sağlıklı nefes almak için, evlerinden sokaklara  çıkıyor. Dünyamızı tehdit eden salgın hastalıklardan coronovirus insanlarımızda korku, endişe, yersiz kaygılar içinde kıvranmaya başladılar. Her ne kadar bu akşam, Resmi ağızlardan korkularımıza, endişelermize, olumsuz kaygılarımıza bir su serpici açıklama yapıldı. Sonuçlara inanmak isterdim.

      Geçmiş zamanlarda, Kuş gribi, Domuz gribi ve Çernobil patlamasında, her ne kadar “çaylarda radyasyon olayı yok” diyerek kameralar karşısında çaylar içildiğine tanık olduk. Acısı sonradan izlendi gözlendi.

      Elimdeki kaynak kitap arka kapağından;(kitabıb adını yazarını yazmak reklem olur diyerek belirtmiyorum)

     “İnsanlık tarihi, hastalıklar tarihidir de denilebilir. Milyonlarca insanın yaşamına mal olan hastalığa ilişkin bilgi veren sayısız yazılı kayıt mevcut.Bu kayıtlar ışığında hastalıkların bir sağlık problemi olmadığı, önemli  siyasi, sosyal ve ekonomik sonuçlar doğurduğu söylene bilir....”

     Bir düzine hastalık, dünyamızdaki insanlık yaşamını yakından etkileyip; insanlığa  ölüm, korkusu yaşatıyoyrsa, bu konu üzerinde  insan düşünmeden edemiyor.

     Akademik durumum bu konulara yetmese de  bir eğitimci olarak, insanlarımızın hastalık algılarına katkıda bulunmak insani sorumluluğumuzdur.

     Yakın zamandan, uzak zamanlara uzanan zaman dilimlerinde; bir düzine hastalık dünyamızı değiştirip, siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel sonuçlar doğuruyorsa; bizlerin, bu toplumun bir ferdi olarak, tutum ve davranışlarımızda; kendimizi, çevremizi, koruma adına, bilgiyle, doğru tutum ve davrnışlarla konuya yaklaşmamız daha anlamlı olur.

      Bizim nesilin tanık olduğu ve aşılarıyla vücudumuzu dirennçli kılma çalışmalarında aşılanma önde gelmektedir. Çiçek, verem, sıtma kolera, frengi, grip, AİDS... ve daha niceleri insanlığı  ölüm korkuları yaşatmışlatdır...

     Elimdeki kaynak kitapta işlenen, insanlık alemini başına türlü yokluklar, acılar, ölümler yaşatan salgın hastalıkları şöyle sıraladığını, incelediğini görüyoruz.

     !- MİRAS hastalıklar( porfiri ve hemofili)

     2-İrlanda patates mantarı.

     3-Kolera, 4-Çiçek(benekli canavar)

     5-Hıyarcık Vebası (Bubon Vebası)

     6-Firengi(Büyük çiçek hastalığı)

     7-Verem(İnsanlığın belası)

     8-Sıtma, 9- Sarı humma( safran renkli  bela)

     !0-Grip, 11-AİDS( 21.Yüzyı Belası

     12- Corono virus...

     İnsanlık tarihiyle birlikte insanlığın yok olmasınıa, insanlığın acılar içinde kıvranmasına neden olan bu salgın hastalıklar;

      Monarşide delilikler, Genetik bozukluklar, hanedanların silinmesine, politik  ve büyük kıtlıklar, göçlerin yaşanmasına nedenolmuştur.

     İnsanlığın ve insanın kendini savunma iç güdülerini kamçılararak; bilimsel araştırmalar sonucu aşıların bulunmasına, teşhis ve tedavi yöntemlerini geliştirlmesine neden olmuştur. Biyokimya alanında ki çalışmaların insanlık yararına sonuçlara katkılarda bulunduğu bir gerçektir.

     Her salgın hastalığın teşhis ve tadavisinde, devletler sağlık politikalarını, her an, her yerde hazır olma güdüleriyle vatandaşlarına acılar yaşatmama adına davranmaya, panikler yaratmadan, gerekli önlemlerin alınmasına çalıştıkları görülüyor. tüm dünyda.

     Andığımız bu salgın hastalıklar yanında; HİV, kızıl, kızamık, su çiçeği,  çocuk felci aşılarıın insanlığa büyük yararlar getirdiği bir gerçektir.

     Ahlaki, dini, gelenek , görenek, töre ve hars, yasa ve yönetmelikler salgın hastalıklar konusundaki yaklaşımları  dikkate alınarak insanın kendini kendini koruması ana gerçektir.

     “BU CAN SANA EMANETTİR. ONU KORUMAMAK, KENDİNE EN BÜYÜK İHANETTİR.”

     Bütün ahlaki, dini, örf ve adetler, ”TEMİZLİĞİN DİNİN YARISI” olduğunda birleşirler.

     ”EN ŞEREFLİ VARLIK İNSANDIR” yaratılış açısından. Ancak insanın, insanlığı, insanın doğaya olumsuz davranışları, salgın hastalıkların yayılmasında en büyük etkendir.

     İnsan insana, davranışımızda sevgimizi göstermenin binlerce yolu varken, en basit davranışları tercih ediyoruz., Temaslarımızı kontrol etmekte  çok büyük yararlar var.

     Selamlaşmalarımız, karşılama ve uğurlamalarımız, karşılıklı koruma bilinciyle davrannılmalı; öksürük, aksırık, nefes alıp vermedeki dikkate değer biçim; ağzımızı, burnumuzu, elimizi, kolumuzu kullanarak, maskelemele yapmak, hem kendimize, hem çevremizdeki insanlara yararımız olur * İ D U R A K İ * .

     Yaşamın zorluklarını aşma konusunda nefes, nefese koşarken, sağlıklı nefes alma, sağlıkla nefes vermek; yaşama en iyi tutunmaktır.

     14 Mart Tıp bayramında; Tüm sağlık çalışanlarına önce sağlık, sonra sabır, metanet ve  bu güzel günde sorunlarınızın çözülmesi dileklerimle sevgiyle kalınız.