Başlığımızı, masallardan derledim. Masal, masal maliki, aşağıdan saydım, yukarıdan saydım; buldum 12. On ikinin yarısı, başınıza düşsün birisi gibi tekerlemelerle başlayan anlamalı, bir o kadar da heyecan verici, sürükleyici, olmuş veya olması olası, olguları gerçekmiş gibi yazılar. Kahramanları aramızda, gözleri bizde, elleri cebimizde birilerini tanımlarlar.

Bu Masalın yazarı EZOP(Aisopos) zamanın dilini ve olup biten; siyasi, ekonomik, kültürel olayları, insan ilişkilerini eleştirel bakış açısıyla anlatır. Aisopos; Truva savaşlarına savaşçı gönderen bu günkü KÜTAHYA ve çevresinin antik dönem adıdır.

       Ezop masalları adını duyunca sanırız ki başka bir diyar diye algılarız. Antik dönemde; şehir devletleri(KRALLIKLAR) Anadolu(Anatolia) ‘da hakimiyetlerini sürdürmekteler. Çanakale de “TRUVA”, Edremit’te “ADRİYANUS”, Bergama’da; “PERGENON”, İzmir Selçuk ilçesinde “EFESOS”  balıkesir’de  “MSYA”, Alaşehir’de “SARDES”…Antalya’da “”ASPENDOS”  bulunmaktadır.…

Kendi ülkemizin tarihi değerlerini tanımadan başka diyarların, özelliklerini öğretmek bana ters geliyor. Amerikan Beyaz Sarayı, Fransa’nın Paris’i, İspanya’nın bilmem neresi, İtalya’nın Piza’sı, Çinin SEDDİ, Moskova’nın KIZIL Meydanından bana ne? Ben kendi ülkemde kazancım kadar yaşayıp, kazancım kadar geze bilmenin gayreti içindeyim.

       Olmadık zamanlarda olmadık olaylarla igili yorum ve görüşleri edebi dilde ki anlatımında canlılar aleminde ki hayvan isimlerini kullanarak yazılan, içinde insani ve edebi iletileri içeren bu yazılara edebiyatta FABL adı verilir. Fabller de günlük yaşama eleştirel bakarak, toplumsal olaylarda halkın bilgilenmesi ve bilinçlenmesi amaçlanır.

       GÖRME ENGELLİ (KÖR) ADAM

       Görmez adam, eliyle dokunduğu herşeyi tanır, onun ne olduğunu şıp diye söylermiş. Aynı şekilde hayvanları da tanır ve bilirmiş.

       Bir gün arkadaşları şaka olsun diye bir kurt yavrusunu getirip; “ Bil bakalım bu nedir?” Diye sormuşlar  adama;

       Adam: “Kurt yavrusunu eline almış orasını burasını elleriyle incelemiş,mıncıklamış”. Ancak kesin olarak ne olduğuna karar verememiş.

       En sonunda; “Bu ya bir kurt yavrusu yada tilki yavrusu yada onun gibi bir şey..”

       “Ama bu kesin olarak koyunların, kuzuların yanına bırakılacak bir hayvan değil” demiş.

Bunun üzerine arkadaşları; kurtların ne mal olduklarını anlamak için göze gerek yok, onların ne mal olduklarını dışarıdan anlaşılıyor.”

       Günümüz mizah ustalarına saygı anlamında, mizahı yazıları sevdiğimi belirtmeliyim. Mizah, zurnanın zırt dediği yerdedir. Mizah insanı düşündürür ve aydırır(İnsanın aklını başına getirir). Üslü ve analitik düşünmeyi gerektiren yazılar ve söyleşilerdir. Dost meclislerinde  kullandığım ve düstur olarak aldığım bir uyaklı sözümü tekrar etmeden edemem.;

       Konuk gittiğiniz yerde, önünüze konulan yemeğin yarısını bırak,

, söylenen sözlerin gerisine bak, diye düşünür ve yazarım. Yazdıkca, yazmanın tadına varır gibi oluyorum.

       Masallar dünyasında yaşama dönemlerim geçti. Şimdi sanal alemler de geziniyoruz. Dünya ekonomik devleri sanal dünyanın, sanal oyunlarıyla;

        İnsanların gözlerinin içine baka baka yalanlar üretip, insanların gözlerini boyamanın, dev alış veriş merkezleriyle insanları alış veriş çılgını yapmanın senaryolarını üreterek varlıklarına varlık katmanın savaşlarını vermekteler.

       Biz neyin savaşımın veriyoruz * İ D U R A K İ *? Günü gün etmenin, kendi hayallerimizin peşinden koşmanın, alamadın- veremedin, onun osu var, bunun busu var, benim niye olmasın? Sevdasının çilesiyle hem hal olup gidiyoruz. Biz bu toprakları vatan yapanları yad etmeden yaşamanın keyfini çıkaranlara sitemimdir.

       Ağustos Ayı Türk Tarihinde zaferler ayıdır. Zafer Bayramı kutlamaları Ulusumuzun övüncüdür.,Anadolu’ya ayak bastığımızdan bu güne. Bunu unutmayalım.