Hastalık derecesinde yalan söyleme eğilimi; bir çeşit yalancılık hastalığı veya yalan söyleme deliliği demek olup, kişinin ruhî sebepler yüzünden, gerçekleri değiştirme ve çarpıtmayı alışkanlık durumuna getirmesi veya hayal-gücünde yaşanan olağanüstü maceraları gerçekmişçesine anlatma tutkusudur. Bireyin çoğunlukla kendini önemsetme ve başkalarının dikkatini kendi üstüne çekme şeklinde tezahür eder. Aşırı öğünme ile kendini belli eden bu türlü davranışların ortak özelliğini, gururlanılacak aşk masalları uydurmacılığı teşkil eder.

         Bundan başka ‘Mitonami’nin yalan yere kendini itham eden bir tipi de vardır. Bu gibiler, dikkati üzerine çekmek için herkesin bahsettiği bir cinayeti üstlenebilirler. Bu türlü marazî (arıza-hastalık) eğilim görülenler hakikati değiştirmeye her zaman hazırdırlar. Gerçi çocuklarda da ‘Mitonami’ görülür; fakat yaşla (yaş büyüdükçe - ilerledikçe) kaybolur, tecrübe muhtevalarının (meydana gelen ve oluşan deneyimlerin) zenginleşmesiyle birlikte yerini gerçeklik duygusuna bırakır.”  Diye tanımlıyor konu başlığımızı ansiklopediler. Bu bağlamda “Mitonami” terimi hakkında sosyologlar ile sosyal psikologlar ve psikiyatriler ve de akıl hastanelerinin ilgili alan hekimleri aynı tanım ile açıklamayı yapıyorlar.

         Bu terim ile tanımı ve içeriğini yıllar önce sosyoloji ile psikoloji ve insan ilişkileri ve de eğitim yönetimi içerikli okuduğum kitap ile dinlediğim söyleşi ve uzmanlarının uyarılarında bellemiştim kahrolası kelime “Mitonami”yi. Kahrolası dedim çünkü tarihsel süreçte Türk dünyası dışındaki toplumlarda bu hastalığın eskiden beri var olduğunu ve 21. yüzyılda da yaşatıldığını biliyordum. Ancak, güzel yurdum Türkiye’mizde de son günlerde dillendirilmesi dikkatimi çekti ve terim hakkında bulgu dağarcığım ile deneyimlerimi kurcalamaya ve bilgi toplamaya başladım.

         Sivil veya resmi yakın çevremde, bürokrasi ile teokraside, oligarşi ile aristokraside, monarşi ile demokraside vb. “hastalık derecesinde yalan söyleme eğilimi; bir çeşit yalancılık hastalığı veya yalan söyleme deliliği” hastalığının bizim toplumumuzda da hortladığını görür oldum. Geçen haftaları Cumhurbaşkanımızın da bu konuyu dile getirmesinin, haklılığıma bir kanıt olduğunu düşünüp sizinle de paylaşmak istedim. Mitonamik söz ile bakış ve paylaşım ile davranışlarından dolayı güvenirliliğini kaybeden pek çok birey tanıyorum ve isim isim bile sayabilirim. Dokümanlar sağlık kuruluşlarının ruh ve sinir ile psikiyatri poliklinikliklerinde bolca mevcuttur ve polikliniklere gitmeyip kayıt altına alınamayanları da varın siz hesaplayın.

         İshak Paşa Sarayı’nın bulunduğu serhat ilçemize 2000’li yılların sonunda eğitim yöneticisi olarak atanıp gittiğimde Ağrı Eğitim Yüksek Okulu (şimdilerde İbrahim Çeçen Üniversitesi) kıymetli akademisyeni dostlarımın il genelinde düzenledikleri bir seminere dinleyici olarak davet edildim ve katıldım. Yaptıkları istatistiki araştırma sonuçlarını paylaştıklarında o il genelinde %70-75 oranında “hastalık derecesinde yalan söyleme eğilimi”nin tespit edildiği disket ve cd. lerle katılımcılara tevdi edilmişti. Yöremizde de bu tür araştırma ve değerlendirmelerin olduğuna ve oranlarda değişen bir şeyin olmadığını da öğrenmiş oldum zamanla.

         Genelde siyasilerimizde kendine yer etmiş olan bu hastalığın halkımız arasında da Mitonamik terörün yaygınlaşmaya yüz tuttuğunu görmeyen ile duymayan ve bilmeyenimiz yok gibidir toplum arasında. O hastalık bizim milli ve dini örf ile adet ve görenek-geleneklerimizde ve de atalarımızın yaşam biçimlerinde asla yer bulamamıştı. Ancak bu “Mitonamik Virüs”le de mücadelenin toplumumuzun her kesimi tarafından savsaklanmaması bağlamında: Mevlana Hazretleri’nin “Zannetmeden önce ÖĞREN, Yargılamadan önce ANLA, Yaralamadan önce HİSSET, Konuşmadan önce DÜŞÜN”; Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ümüzün “Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin; hiç kimseyi aldatmayacaksın. Ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır; herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Fakat sen buna karşı direneceksin. Önüne sonsuz engeller de yığacaklardır. Kendini büyük değil, küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse… Bunu söyleyenlere güleceksin.” Nasihat ile uyarı ve direktiflerine katılacağınızı düşünüyorum.