Geçenlerde Bodrum Gümüşlük'te bir festivaldeydik. Gündemimizdeki tek konu pandemi iken, birileri hayat herşeye rağmen devam ediyor diyerek 17 yıldır düzenlenen bu festivali organize etmiş. Hem de bir kazançları olmayacağını bile bile. Nasıl olsun ki? Pandemi kurallarına sıkı sıkıya uyup seyircileri en az 2 metre aralıkla oturtup kazanç beklemek hayalcilik olurdu. Hayalcilik dedim ama festivali düzenleyenlerin ciddi ciddi hayalperest olduklarına daha da inandım bu sene. Pandemi ortamında bile ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz ya, onlar da ihtiyaçlarımızdan birinin bu olduğunu anlatmayı hayal etmişler olmalılar. .

Gülsin Onay Uluslararası Gümüşlük Müzik Festivali’nin mimarlarından biri. Diğeri de Eren Levendoğlu. İki iyi dost ne yaptılar ne ettiler bu sene de festivali düzenlediler. Hayalleri onlara ışık oldu, ne çektiklerini sizin empati duygunuzun yeteneğine bırakıyorum. Siz de hayal etmeye çalışın bakalım bulunduğunuz yörede uluslararası bir festival düzenlemeyi başarabilecek misiniz? Hayal etmeyi bile başarabildiyseniz sizden öğreneceğim çok şey var demektir..

Festival sırasında yerel bir televizyon kanalının Gülsin Onay’la yaptığı röportajı izlemiş ve çok etkilenmiştim. Festivalin onun müzik kariyerinde en önemli yeri aldığını söyleyen Onay, “.. doğayla iç içe ve açık havada hem konserler hem çok yetenekli gençlerin bütün dünyadan gelen çok önemli sanatçılarla buluşması, bu bizim için çok büyük bir değer taşıyor. Gümüşlük Festivali içinde önemli olan Gümüşlük festival Akademisi de var. Konserlerin yanı sıra bu gençlere eğitim vermek çok büyük önem taşıyor.” diye sözlerine devam etmişti. Klasik müzik konusunda kariyer yapmak isteyen bir çocuğun ailesi olarak bunun bizim için ne kadar önemli bir fırsat olduğunu söylemek isterim. .

İki ay öncesine kadar festivalin kesinlikle yapılamayacağına inandıklarını söyleyen Gülsin Onay “bu sene festivali yapmak bizim için büyük bir mucize oldu, o kadar özlemişiz ki müziği paylaşmayı, canlı olarak dinlemeyi. Çünkü bu bir lüks değil, bu bir eğlence değil bu bir ihtiyaç” diyerek benim üzerinde günlerce düşünmemi sağlayan bu cümleyi beynime sapladı.. “Bu bir ihtiyaç”

Yazımın başlarında “Siz de hayal etmeye çalışın bakalım” demiştim ya, ben beynime saplanan bu cümleden sonra bunu yapmaya çalıştım. Hayallerimde piyano ile çarpışarak gerçeğe döndüm. Çünkü kentimizin hiçbir salonunda piyano yoktu. Piyano derken elektronik olanları kastetmiyorum tabi ki? Ünlü ustaların gelmeye karar verdiklerinde soracak olduklarından yani klasik bir piyanodan kastım..

Bu konuda ne yaparız bilmiyorum ama öncelikle şehrimizi yönetenlere kentimizin kültür sanat yaşamına çok büyük katkısı olacak bu aleti edinmeyi düşündürmek isterim. Böylelikle belki bir gün Gülsin Onay ve diğer sanatçılar bizi kırmaz, düzenleyeceğimiz benzer organizasyonlarda yanımızda olurlar…