Bir takım emel ile arzular, karnını doyurabilme ve cebini doldurma isteği, görecek ile gelecek kaygısı, evrene hükmedebilme ve erki elinde bulundurma planları yanında kapital veya emperyal bağlamda, güçsüzleri sömürgeleştirmek için eli ile belinde, avucu ile pabucunda, altı ile üstünde, sağı ile solunda ve beyni ile bilincinde ne varsa çalmak ve de çalabilmenin yol ve yordamlarını düzenlemek, dünya kurulalı var ise de günümüzde artarak devam etmektedir. Güçlüler tarafından bu ve benzeri plan ile uygulamalar kısa ile orta ve uzun vadede yapılmaktadır. Türk ile Türk-İslam Kültür ve Medeniyeti çerçevesi dışındaki toplumlarda çokça yaygın olan anlayış biçimi dünyamızı kasıp kavurmakta, yaşanmaz ile çekilmez hale getirmektedir.

         Raif Karadağ adlı bir Türk araştırmacı yazarımız günümüzden 40-45 yıl öncesi “Petrol Fırtınası” diye orta kalınlıkta bir kitap yazmıştı ve söz konusu kitap çok hatta yok satmaya başladığında kaldığı otel odasında bir günün sabahı ölü olarak bulunmuştu. Sağlık sorunu olmadığı bilinen Raif Karadağ’ın ölüm nedeni açıklanamamıştı. Onu yakından tanıyan yazar ile çizerler ve siyasilerimiz, araştırarak yazdığı ve önemli bilgiler içeren kitabını piyasaya sürmenin bedelini ödedi diye söylediler. O zamanları bu kadar çok seslilik yoktu ve kim vurduya gitti fukara. “Erken öten horozun sesi kesilir” yani boğazına demir yağı sürülür anlamındaki Türk Atasözünün yanında, cırtlak çıkan sesleri çıkaranların yani doğruları söyleyip eğrileri eleştirenler ile hakkını arayanların ve insan onuruna yaraşır yaşam sürdürmek isteyenlerin de boğazına demir yağı sürülür ve bir daha ses çıkaramaz hale getirilir. Neden böyle yazdım yirmi iki yıl sonra? Kısaca paylaşayım sizinle:

Karlı dağların ardında terör örgütü tarafından yakılmış ve beş yıl sonra da tamir edilerek eğitim ve öğretime açılmış bir köy İlkokulunun açılış etkinliğine katıldım. Ekâbir takımından mücavir alan sıkıyönetim komutanı, vali, vali yardımcısı, il müdürü, kaymakam, ilçe müdürü, ilçe şube müdürleri ile bendeniz ve köy muhtarı ile ihtiyar heyeti bir masa etrafında oturuyoruz. Bendenize de söz hakkı düştü. Söz konusu İlkokulla ilgili şunlar, şunlar, şunlar eğitim ile öğretim boyutunda yanlış ve eksik yapılmıştır, bu şartlarda verimli eğitim hizmeti sunulamaz dediğim de, garnizon sıkıyönetim yetkilisi: “Hoca sen çok konuşuyorsun. Bu son olsun. Bundan sonra görmedin, bilmedin ve duymadın!” diye beni uyarınca etraftakilerden çıt bile çıkmadı. Sessizliği “Peki efendim” sözümle bozdum. Ve lâl oldum o andan sonra. Bu yaşantımın içeriği bırakın bende kalsın.

Çıkar ile menfaat ve birilerini kendileri hesabına çalışmazsa devreden çıkarma ile hâkimiyet sahasını genişletme ve koruma mücadeleleri, ülkeye ve dolayısıyla evrene hükmedebilme ve erki elinde bulundurma planlar ile uygulamaları değişik versiyonlardaki çatışmaların alt yapısını oluşturur. Güçlü bireyler ile aileler ve devletler ile ekonomik ve siyasi veya askeri devlet topluluklarının çoğu diğerleriyle sahne önünde ya da sahne arkasında çatışma-savaş durumundadırlar. Benim İlkokul yıllarımda, Türkiye’mize ABD. nin yaptığı Marshall yardımı çerçevesinde okullarımıza süt tozu ile yağ ve un gönderilmesi ve bu malzemelerin Türk çocuklarına yedirilmesi hatta çocuklar tarafından kapışılması bağlamında içerdikleri zararlı etken maddeler hakkında hala söylentiden öteye gidemedik. Sömürgecilik düzeninin başlangıcı her halde böyle bir şeymiş. 

Ülkemizin pek çok yöresinde olduğu gibi Balıkesir il ve ilçelerinde de ekilen (Afyon Kobağı) “Haşhaş” ekiminin yasaklanmasının altında dış güçlerin ürettiği bahaneler dışında onların çıkar ve menfaatleri söz konusu idi. Rahmetli karaoğlumuz Bülent ECEVİT başbakanlığı döneminde bu isteğe karşı durmuş, “Haşhaşı ülkemde ektireceğim ve kontrol edeceğim, bir sorun olursa ben çözeceğim” diye kazan kaldırmış ve başarılı da olmuştu. Nur içinde yatsın, mekânı cennet olsun inşallah. Yine güncel bir durum; Cumhurbaşkanımız ERDOĞAN’ın geçtiğimiz günlerde gündeme taşıdığı ve “Yeniden Kenevir Ekeceğiz. Eskiden Rize’de ekilirdi”… Dediği kenevir yasağının ucunda kimler ve neden vardır? Diye soruyor ve düşünüyorum.