Üzerinde yaşadığımız yer küreye dünya diyoruz. Yer küremiz eski ve yeni karalar topluluğuyla, su küreden oluşmaktadır. Hava küremiz bizi kucaklamakta ve her nefeste içimize çekeriz. Hava küremizin ısınıp soğuması, güneşin dünyamıza olan, yakınlık ve uzaklığına bağlı doğal olayları yaşarız.

                İnsanoğlu anlaşılamaz bir varlıktır. İnsan kendi içinde yarattığı dünyalarda gezinerek ömrüne ömür katar. Veya hayalinde yarattığı dünyalara da; girdaplar içinde boğuşarak, ömrünü tüketir.

         Ömür dediğimiz kavramın içine sığdırılan, sevgi, barış, huzur, esenlik, barış, kardeşlikte gezinirseniz mutlu sonuçlar elde eder siniz. Kavga, hırs, öfke, dedi kodu, vesveseler içinde yaşarsanız, olumsuzluklar içinde boğulursunuz.

         Bu günler de insanlığın yaşadığı; insanın kendi hayalleriyle örtüşmeyen virüs dünyasıdır. Yaşamınızın Karartılmasın da baskın olmaktadır. Bütün dünya, virüs salgını paniklemesi içindedir.

         Genelden özele, kendi ülkemize baktığımızda; İktidarın dünyasıyla, muhalefetin dünyalarını izliyoruz. Taban tabana zıtlıklar üzerine inşa ediliş, uyumsuzluklar ve doyumsuzluklar içinde ilerliyoruz.. Biri hak diyor, diğeri hop diyor. Tabanın dünyasıyla; tavanın dünyaları, bir birinden; fersah, fersah uzaktdır.

        Bu arada, ne iktidara, ne muhalefete yaranamayan seçmen,  mutsuzluklar dünyasında; kimi kez kapadokya balonlarına biniyor, Kimi zama; susuz denizde, fış fış kayıkçılık oynuyor. Çoğu hayaller gemisiyle yolculuğa çıkarak; azgın dalgalar, sarp, keskin kayalara çarparak yol almaya çalışmaktadır

         80 milyonu aşan milletimiz, bu gemilere bindirilerek, yolculuğa çıkarılıyor. Tam kara göründü diyeceğimiz zaman; gemimiz alabora oluyor. Vatandaş abuzuddin, bindiği geminin kamarasından olup bitenleri izlerken;“Gemisini kurtaran kaptandır.. , diyerek kıs kıs gülmektedir. Kendi sömürü dünyasında yol almanın tadını yaşamaktadır.

Vatandaş,  askıda ekmeğe, esnaf, siftaha, üretici desteğe, öğrenciler sınıfa, öğretmeni öğrencisini beklerken; olan oluyor. Hayaller dünyası içinde kaynayan, ağır kütle lavları, sarsıntılarıyla; her hayalimiz allak bullak oluyor.

        Tuzu kurular; vali kebabı, kuzu dolması, ejder, meyvesi orman kebabı, taze sıkılmış portakal, limon suyu, Balıkesir kaymaklısı, Manda kaymaklı Höşmerim, ballı manda kaymaklı, ekmek tatlısını lokmalarken; vatandaş, çalışanlar, kıyıda köşede, ekmek arası,  tükürük köftesine ve ege simidine talimlerde.

         Birde bu günlerde askıda ekmek dünyasının canları,

 pazar tezgahları sabahın erken saatlerin de silinip parlartılan meyveler ön sırada, arka yığın. Allah kerim, nasıl olsa kerimimin  kuyusu derin.

        Tüm bu dünyaların yanında dürüstlük, doğruluk, güler yüzlülük, şen ve şakrak bir dünya var. Bu Rahmani dünya..

        Birde ana bir, bacı iki, gerisin, bas sopayı diyen, gününü çalma, çırpma, vurgun ve entrikalar yaratma olan şeytanilerin yarattığı dünya ya ek; cinler, periler, huriler dünyasında insanları gezdirip, soyup soğana çeviren dünya var.

         Bu günler de; insan hakları haftası, yerli malı Türkün malı, herkes onu kullanmalı diyen bir dünya vardı. Sevinçle sağlıkla neşe içinde kutlardık, şimdiler de hepsi hayal oldu. Çok zor bir dünyanın kapısına geldik dayandık; Musavat(eşitlik), Azadi( özgürlük) ve Hürriyet dünyasi var ki deymeyin gitsin.

Dıştan bakınca herkes, mutlu mesut bahtiyar. Her şey güllük gülistanlık gibi...

        Asıl gerçeklere gelince, hiç kimsenin umurunda değil., kimin hangi dünyada yaşadığı. Ben kendi dünyalığımı hazırlamalıyım, öbür dünyaya HAKK kerim. Ben bu gün işime bakarım.  Ayağımdaki kirli donumu satar, kazancıma bakarım diyen sömürü

 Dünyası na ne dersiniz?

Alnın akıyla çalışıp, emeğiyle eşine ve iki çocuğuna ekmek götürmenin gayreti içinde ki emekçi ve emeklinin dünyasında yaşamak ister misiniz?

        En güzel okulları bitirip iş bekleyeni gelecek bekleyen okumuş gençliğin dünyasına nasıl bakıyorsunuz? Evlenip,yuva kurmanın hayaliyle yaşayan ve ana baba parasına el ,avuç açan yeni dünyalara bir sözünüz var mı?

        Musa Eroğlu üstadım; dokunur sazın teline;

 “Hem aşağıdan, hem yukarıdan yolun sonu görülüyor.

 Bana ne tozdan dumandan, bana ne bahardan yazdan, Hem aşağıdan, hem yukarıdan yolun sonu görülüyor. * D U R A K İ *.