Balıkesir’in Sındırgı ilçesine bağlı Derecikören kırsal mahallesinde yaşayan 85 yaşındaki Mehmet Yılmaz, amcasından öğrendiği demircilik mesleğini 63 yıldır sürdürüyor.

Balıkesir’in Sındırgı ilçesine bağlı Derecikören kırsal mahallesinde yaşayan 85 yaşındaki Mehmet Yılmaz, amcasından öğrendiği demircilik mesleğini 63 yıldır sürdürüyor.
Askerliğini bitirdikten sonra amcasının yanında demirciliğe başlayan Mehmet Yılmaz kazma, balta, kürek gibi aletler imal ederek pandemi döneminde de çiftçilerin tarım âleti ihtiyacını karşılıyor. Kendi dükkânını açan Mehmet Yılmaz’ın 1978 yılında çıkan yangınla kullanılmaz hale gelen ekmek teknesi, mahalle sakinlerince sil baştan yenilendi. O gün köylülere ölene dek hizmet etme sözü veren Yılmaz, o gün bugündür meslek hayatına devam ediyor.
Aradan geçen yıllarda teknolojinin gelişmesiyle ürettiği aletlere talep azalmasına rağmen, Yılmaz, köylülere verdiği sözü tutmak için örsün üzerinde demire şekil vermekten vazgeçmedi. Pulluk, balta, çapa, tırpan gibi âletler ortaya çıkartıp geçimini sağlamak için mücadele eden Yılmaz, eskiden popüler mesleklerden biri olan demirciliğin artık teknolojiye yenik düştüğünü söyledi.
'Dükkânım yandı, köylülerim bana yardım etti'
Mehmet Yılmaz, '1958 yılında askerden geldim. 1959- 1960 yılları arsında iki yıl çıraklık yaptım. Karacalar köyünde amcam vardı, babamın biraderi, onun yanında çıraklık yaptım. 2 yıl çalıştıktan sonra köye geldim. Benim ev köyün yukarısındaydı, oraya dükkân açtım. 1978 yılında dükkânım yandı. Dükkân yandıktan sonra köylülerimizden Allah razı olsun, bu dükkanı buraya indirdiler. Bana yardımcı oldular ve beni kalkındırdılar. Ben de köylülerimize söz verdim. Siz beni kalkındırdınız, ben de size ölesiye kadar hizmet edeceğim diye. Köyümüzü dışarıya muhtaç etmeyeceğim dedim. 85 yaşındayım ve hâlâ çalışıyorum. Günde bir çapa ve bir nacak yapıyorum. Bunların ikisini bir günde yaptım mı benim işim tamam. 15 ila 30 liraya satıyorum. Hanım 2011 yılında öldü. O gündür çocuklarım bakıyor. Onun dışında demircilik yapıyorum. Bugün bir nacak çetledim' ifadelerini kullandı.
'Köyümde evvelden traktör yoktu
En büyük sıkıntılarının çırak bulamamak olduğunu dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:
'Damada öğrettim, gitti İzmir’e. Oğluma öğrettim, gitti İzmir’e. Torun vardı, kızın oğlu, bu sanat kirli sanat, ben yapamam dedi, gitti İzmir’e. Kargoda şöfor. Öğrettiklerimden hiçbir fayda görmedim. Bu işi yapmak akıllı kârı değil, çok zor. Makine olmasa ben çalışamam. Makinayla yapıyorum bu işi. Demiri makine dövüyor. Çekici de vuruyor, demiri de vuruyor. Her şeyi makine yapıyor. Başka demirci kalmadı. Mesleği öğrendiğim Karacalar köyünde bile yok. Etrafta hiç yok. Herkes malzemesini sattı. Bu köyde 30 sene evvel 250 çift öküz vardı. traktör yoktu. Şimdi iki çift öküz var bu köyde. Traktörler her işi görüyor. Ekini ekiyor, sürüyor, kaldırıyor. Demirciliğe ihtiyaç yok. Traktörler hazır alıyor'.
Demircilikten kazandığı para ile 3 defa hacca gitti
Demircilikten kazandığı para ile üç defa hacca gittiğini ifade eden Yılmaz, 'Ben bir fakir çocuğuyum. Fakirlikten yetişmeyim. Allah’a bin şükür, iki sefer hacca ailemle birlikte gittim. 2011’de hanım öldükten sonra 2012 yılında da umreye gittim. Buradan kazandığım parayla 3 defa hacca gittim. 1991 yılında bu makineyi aldım. Makineyi alana kadar 16 sene kara kaynakla çalıştım. Kum kaynağıyla. 1976 yılında elektrik geldi bu köye. Ondan sonra kaynak yapmaya başladım, takım taklavat düzdüm. Pelitören, Kızılcık, Düğüncüler başta olmak üzere yakın civardaki bütün köyler buraya iş yaptırmaya gelirdi. Gece saat birlere kadar çalıştığım çok oldu gençliğimde. Şimdi ayakta zor duruyorum. 1980’li yıllarda taş patladı, elime çarptı. Parmağımı kaybettim. Yine de yılmadım, çalışmaya devam ettim' dedi.