Dönem, eski dönem. Anlatımlar, insanı; insan yapan değerlere birer örnektir. Hiç bir siyasi, ekonomik çıkara hizmet etmeden, geçmişten geleceğe aktarılmasında yarar umulan olgulardır. Bilgeler pınarından bir yudum,su içmektir meramımız.

Şu günlerde yaşadığımız terör vahşetini içinde hissetmeyen, yüreğinde bir insanlık sevgi kırıntısı olmayan vicdansızlara kahrolsun demekle kahrolmazlar. Solucan gibidirler. Kırk parça yapsan kırkıda yeniden yeni solucanlar olurlar. Vahşi kapitalizmin beslemeleridirler.

       ANCAK GERÇEK ŞUDUR Kİ?

       Yaşanmışlıklar, yeniden yaşanmayacak anlamına gelmez. Tüm yollarda ki taşları toplattım, artık; ayağıma bu yolda taş değmez dememeli insan. Siyasi gerilimleri maya olarak kullananlar iyi bilmelidirler ki; siyasi gerilimler kimsenin işine yaramaz. Toplumun gerginlikleri kalorifer kazanında ki buhar sıkışması gibidir diyorum. Kazan patladığında  eyvah! eyvah! Para etmez. “Akıl saçta değil baştadır.”

       DÖNEM O DÖNEMDİR.

“Halife Harun Reşit, Bağdat kırlarında bir gezintiye çıkar. Ağaç altında uyuyan birini görünce; yanındakilere:

       -“ Uyandırın şu adamı. Otların arasından çıkan bir yılan sokup öldürebilir…” der.

       Uyandırılan adam, bakar ki; karşısında Harun Reşit var.

“-Sultanım neden uyandır dınız ? Rüyamda padişah olarak seçilmiştim. Tahtıma oturdum etrafıma güzel emirler veriyor, hizmetçileri çevremde koşuşturuyordum.” Diye söylenir.

HARUN REŞİT GÜLEREK CEVAP VERİR.

“-Efendi! Uykuda ki padişahlıktan ne olur ki? İşte böyle gözlerini açınca padişahlık falan kalmaz, yok olup gider.

ADAM;

“- Sultanım benim padişahlığım gözüm açınca yok olup gitti. Senin ki gözünü kapayınca yok olup gidecek. Aramızda büyük bir fark mı var sanki?”

Bu cevabı düşünmeye başlayan halife; efendi uykuda olan sen değil, benmişim.

 Ben seni yılandan kurtarmak için uyandırmıştım. Sen beni, SALTANAT GAFLETİNDEN KURTARMAK İÇİN UYARMIŞ OLDUN.” Kıssadan hisse alanlara ne mutlu?

ANADOLU;

       Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat, Meyvlana’ya;

       “- Sultanlığımı sana devretmeye hazırım, şayet kabul buyurursanız.

       Hz. Mevlana;

       “- Biz sisn kısa süren sultanlığınıza talip değiliz. Çünkü sizin sultanlığınız, gözünüz kapayınca biter. Bizim sultanlığımız gözümüzü kapayınca başlar.

“-Biz göz kapanınca biten sultanlığa değil, göz kapayınca başlayan sultanlığa talibiz.” (Erenler Pınarı’ndan…)

“TAKDİR, TAKDİR EDİLMEYİ HAK EDENİNDİR. “* İ D U R A K İ *.

İnsan önce ne aradığını bilmeli? Ne aradığını bilmeyen insanın, sıfatı ne olursa olsun, uyandırılmaya mahkümdur?. İnsanlık tarihine basit bir şekilde bakarsanız; Tüm insanların, her toplumun uyandırılmaya, aydınlatılmaya hakkı vardır.

Bu anlamda düşünürler, hatipler, bilgeler, ilim ve bilim insanların çabaları yetmeyip, ulu önderler, peygamberler, evliyalar bu uğurda canlarını verip ömürlerini tüketmişlerdir.

“İNSAN NE OLDUM DEMEMELİ. NE OLACAĞIM DEMELİ.” Diye düşünür yazarım.  İnsan beyni, unutma ile sakattır(Nısyan ile malüldür.)

Doğruları kendimize göre algılar ve analiz ederiz. Bu günlerede herkes korona uzmanı kesildi. Alınan tedbirler insanın korunmasına yönelik olup, kimseye karşı bir kast içermemektedir. Kendi korunma tedbirlerimizin yanında devletin, milletin  alması gerekenler olacaktır. Görünen odur ki insanlarımız, mevsimlerden, doğadan, hiç ders almadıklarını gözlüyor ve izliyoruz. Olağan üstübir sağlık döneminden geçtiğimizin farkında olmadıklarına sosyal mesafe  kurallarını yok sayarak yaşamak, kendini yok saymaktır. Allah’ sana bahşettiği bedene karşı ihanettir.  Kendine sadakatsızlıktır diye düşünürüm.

Sağlıklımutlu huzurla kalınız….