Elazığ depremi tüm Türkiye’yi yasa boğdu.

Elazığ ve Malatya’da meydana gelen 6.8 şiddetindeki deprem bizlere deprem gerçeğini bir kez daha hatırlattı.

6,8 büyüklüğündeki depremin acı bilançosu da açıklandı.

41 yurttaşımız hayatını kaybederken, 1607 kişi depremde yaralandı.

6,8 şiddetinde olan ve 22 saniye süren depremde 45 kişi enkaz altından çıkarıldı.

27 Ocak saat 09.00 itibariyle 25 Ocak günü meydana gelen depremin ardından bölgede 4 büyüklüğü üzeri 21 deprem meydana geldi.

Toplam artçı deprem sayısı ise 948 olarak kaydedildi.

Elazığ depremi haricinde Türkiye’nin her köşesi bir süredir sallanıyor.

99 depremi sonrası ülke olarak deprem konusunda önemli adımlar attığımız bir gerçek.

Dünün birkaç arama kurtarma derneği ve gönüllüsü bugün her kurumun hassasiyet gösterdiği devletin üzerinde önemle durduğu bir konu haline gelen deprem için yüzlerce ekip ve arama kurtarma köpekleri ve teçhizatımız bulunakta.

Her şehirden yüzlerce ekip deprem bölgesine gitti.

İşte bu ekipler sayesinde 45 kişi enkazdan kurtarıldı.

AFAD ve Kızılay o günlerden bugünlere büyük yol kat etti.

Deprem bir doğal afet olduğu için ülke olarak birlik oluyoruz.

Türkiye’nin her köşesinden Elazığ’a yardım gitti ve gitmeye deva ediyor.

Balıkesir’de bir süre önce 4,6 büyüklüğünde bir deprem oldu.

Uzmanlar İstanbul için uyarıyor.

Balıkesir 1. derece deprem bölgesi.

Gerekli önlemler afet gelmeden alınmalı.

Gerekirse yerel yönetimler bu iş için zorlayıcı ve önlem alıcı adımlar atmalı.

Tedbirler önden alınırsa ölümler azalacaktır.

Vatandaşta kendi tedbirini kendisi almalı.

Yaşadığınız evlerin depreme dayanıklılığı kontrol ettirilmeli.

Evi yıkıp yenisi yapmak gerekiyorsa bu yapılmalı.

Hiçbir şey bir candan daha önemli değil.

Bir çok uzman uyarıyor.

Deprem değil binalar öldürüyor.

Ayrıca mühendislik hizmeti almayan binalar en riskli binalar.

Deprem konusunda çoluk çocuk kim varsa eğitimler verilerek bilinçlendirilmeli.

Özellikle eski konutlar 99 öncesi konutlar risk altında.

Yeni yapılar deprem yönetmeliğine göre inşa ediliyor ama eski konutlarda aynı güvenlik söz konusu değil.

Ayrıca yapılaşmada imar konusunda taş ve dağlık alanlara yönelinmeli.

Düz araziler deprem açısından riskli alanlar.

Bina iyi olsa da zemini çürük alanlar depreme dayanamaz.

Özellikle yüksek kat tutkusundan gaz geçilmeli ve yatay mimaride yapılaşmaya yönelinmeli.

Balıkesir’de zaten hava alanı nedeniyle bilinen bir mania yüksekliği var. 

Bina yaparken daha çok para kazanacağız derdine kaçak yapılardan vazgeçilmeli.

Herkese bir deprem çantası yapmasını tavsiye diyorum.

Büyük bir depremde yaşabilecek zorluklara karşı özellikle kamu kurumlarının hazırlıklı olması gerekiyor.

Allah bu tür afetleri yaşatmasın.

Ama bu bir gerçek ve bununla yaşamayı öğrenmeliyiz.

Hala imar affı çıkabilen bir ülkede depremle nasıl mücadele edebiliriz bilmiyorum ama bir yerlerden başlamamız gerekiyor.

Deprem sonrası için Jandarma, Polis, İtfaiye, Sağlık birimlerinde oluşturulan özel ekipler yanı sıra AFAD, AKUT ve Kızılay bunun en iyi örnekleri.

Bu çabalara ket vurmadan afet konusunda ciddi yaptırımlı çalışmalar bir an önce başlamalı.