Günümüz çocukları çok şanslı.

Koronavirüs nedeniyle evde kalmamıza rağmen birçok oyuncak ve teknolojik alet ellerinde.

İmkanlar bizim çocukluğumuza göre daha iyi.

Bugün eski bir oyuncak gördüm.

1990 yıllara ait benim çocukluğuma ait bir oyuncak.

Eski oyuncakları gördüğünüzde yaşadığınız küçük sevinç ile birlikte buruk bir özlem duyorsunuz.

Ah şimdi o küçük dertsiz, tasasız çocuk olup doyasıya eğlenmek vardı.

Şimdiki çocuklar bilgisayar, pc ile oynuyor.

Bizim zamanımızda gazoz kapakları vardı.

Dümdüz edip taso gibi oynardık.

Şimdi size biraz geçmişe götürüp benim çocukluğum oyuncaklarını sayacağım.

Bakalım kaçınız bu oyuncakları hatırlayacak!

Su fışkırttığımız bu yüzükler.

Mantar tabancası.

Topaç.

Gazoz kapakları.

Ayak hulahopu.

Futbolcu kartları.

Bomber-man.

Bir büyüğümüze yaptırdığımız telden arabalar.

Havayı sıkınca zıplayan kurbağa.

Cola-Turka topları.

Hugo parmaklarının ucunda.

Vampir dişi.

Legolar.

Asker adamlar.

Yay ve ok.

Sapan.

Bisikletimizin tekerleklerini süsleyen boncuklar ve paletler.

Maket evler.

Tüp kamyonu arabalar.

Su tabancası.

Çivi, tahta ve bozuk para.

Atari salonları.

Poşetten uçurtma.

Bir köşede hep böyle bekleyen şu kız bebekler.

Boncuklu tabanca.

Yoyo.

Fırıldak.

Torpil.

Misket, bilye, meşe..

Tetris.

Sanal bebek.

GameBoy.

Düdük.

Çatapat.

Hareketli yılanlar.

Çek ve bırak arabalar.

Uçurtma.

Aklıma gelen bunlar.

Ben bu oyuncaklarla büyüdüm.

Hepsinin de yeri ve hatırası aynı.

Saygılarımla.