İnsanoğlu gariptir. Yeryüzünün tüm güzelliklerini, en kötü, en hunharca davranışları, sayısız mezbelelikleri üretme gücünü elinde bulundurur. Üretme, yaratma gücü olan bu “Eşref-i mahlukat”, hayır ve şerri kendinde aramaz. Ömrü boyunca, bir günah keçisi ararayıp durmakla, veda gününü bekler.     

        Sokaklar garipler, muharripler, kahramanlar, ulaşılamaz uluhiyette yaratılmışlarla dop, dolu. Kentimizin ana caddelerinde günün ortasında şöyle bir salının, ne çeşitler göreceksiniz. Bir koşuşturmacadır gitmekte, gülen insana rastlamak için çok adım atmalısınız. Mağazalara girmeniz gerekmez, mağazalarda ki gülücükler para ister, karşılık bekler. Kent caddeleri, somurtan, somurtgan ve telaş içinde akan bir kalabalık topluluğunu fark edersiniz. Gözleriniz, kalabalıklar arasında gülen gözleri arar. Tabiidir ki gündüz mum yakıp arasanız da bulamazsınız.

        Banka kuyrukları, Q matikler bankamatik kuyruklarını sıraya koymanın kafa karışıklığındadır. Sanırsınız ki; herkes mutlu, mesut. Hastanelere gittiğinizde; sanki dışarıda hiç sağlam insan yokmuş diye düşünürsünüz. Akşam üstü çalışanlar evlerine koşarken, cadde ve sokak atıştırma mekanları tıklım tıklım, cafeler; göz göze, dizdize,” bir elimde cımbız bir elimde ayna, umurumda mı kahpe dünya” davranışları içinde, suskun, pişkin, aldırmaz, duymaz, görmez bir toplumun mayalandığı mekanlar.

         Uyuşturulmuş beyinleri, tepkisiz bir toplumu yaratanlar, ellerini ovuşturarak, kıs kıs içlerinden gülerek; nasılda seslerini kıstık, inlerine tıktık diyerek övündüklerini hissediyorum şapkamın altında.

         Herifçioğlu koltuğuna oturmuş, her şeyi ben yarattım. Benim paramla yaşıyorsunuz, benim paramla zevk ve sefa içindesiniz diyerek böbürlendiğini görüyorsunuz ekranlarda.

        Bir seçim arefesinde yaşananları izlediğinizde; “mendakka dükkalar...”, “abraka dabralar..”,  “cambaza bak cambaza...”, “bastımda kırıldı iğdenin dali, kötüye düşenin böyle olur hali, açılsın kollar, kollar, oynaksın dilber,dilber. Söylesin diller, ne bilsin eller, nay nay nari nay..”  melodileri eşliğinde bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete.Sonumuza, Allah kayıra.

         Yandaş, candaş yayın organlarını izlediğinizde; ıstılıp ısıtılıp vatandaşın önüne konulan kokuşmuşlar, uyuşturucu bağımlısı gibi diziler, kin, nefret, kavga, entrika kokan yapımlar insanda tiksinti yaratan sahneleri gömemek için engelli olmanız gerekir.

        Toplumda yeni algılar, yeni bulgular yaratmanın sevinciyle, deveyi hamuduyla yutanlar, her türlü yiyeceği hazmeden mideler, kara gözlükler arkasına saklanan yalancı bakışlar altındayız hepimiz. Tamamamen duygusal akışlar, bakışlar içinde bir toplumu yaratmanın; sevincini ve övüncünü taşıyanlar, mutlu mesut ve bahtiyar olsunlar.

        Emeklilere seyyanen seçim rüşveti vereceklermiş. Afiyet olsun yiyenlere doyanlara. Hemde Temmuz da.”Ölme eşeğim ölme, yoncalar bitsin de bir demet yonca alayım sana” darb-ı meseli gibi... Eskiden  küçük altın dağıtılırdı yerel ve genel seçimlerde. Şimdi rüşvet, avanta ve kayıntıların rengi, biçimi değişti.

        İŞİN ASLI ASTARI;

        “ Kimi, dinini, kimi imanını, kimi cüzdanını, kimi makamını, kimi, malını mülkünü, kimi ar ve namusunu, kimi akrabalarını, kimi cemaatını, kimi hacamatını, kimi hamasetini, kimi evdeki bir tavuk ve horozunu, ağıldaki kuzusunu, okuldaki bebesini, kimi cebindeki parasını, kurtarmaya çalıştığı bir zaman dilimi akıp gidiyor ayaklarımızın altından...VATANI KURTARALIM DİYEN YOK. Benim gibi kelaynalkarda aylak aylak dolaşıp, boş boş  yazıp söyleniyor kendince.

        HERKES KENDİ VATANINI KURTARMAYA ÇALIŞTIĞI BİR DÖNEMİ SICAK SICAK YAŞIYORUZ.

        GAZETELERİ TARARKEN;

         Milliyet haberi olsa gerek; Bursa'da arabası içinde uyuya kalan vatandaşın uykuda; ayağından pantolonunu çalmışlar..” vatandaş polise baş vuruyor. Pantolonumum cebinde 500TL'm vardı.” diyor.

        Karamsar olmadan aklımdan geçen düşünceyi aktarayım sizlere. Nasıl diyorlar bilemiyorum ama;” Eşeğini sağlam kazığa bağla, sonra ibadetini yap. “ diye aklımda kalmış ve devam eder bu söz; Tedbirini almazsan,” adamı donuna kadar soyarlar.” * İ D U R A K İ *

        “TEDBİR ALLAH'U TEDBİR. TEKBİR ALLAH'U TEKBİR..”

        “BİÇTİĞİNİ BEĞENMİYORSAN, EKTİĞİNE BAK.”

        “RÜZGAR EKEN, FIRTINA BİÇER”siniz CANCAĞIZLARIM...

        Bu gün beşyüz sözcükle kafanızı şişirmekten üzgünüm.