Yeni doğan bebeklerin içine yatırıldığı, böcek ile börtü ve dış etkenlerden korunması için de üzerine yaşmak ya da tül perdenin konuşlandırıldığı bir nevi bebek yatağı diye tanımlayabiliriz. Bebekler 0-7 yaş arasında bunun içinde yatar veya yatırılır, uyur veya uyutulur, büyür ve de büyütülürler. Günümüzde İlkokula yedi yaşında başlandığı gibi “Beşik Uleması” tabirinin kullanıldığı dönem ile sonrasında da yedi yaşlarına erişen çocuklar Sıbyan (çocuk) Mekteplerine gönderilirlerdi. Konu başlığımızın kullanıldığı dönem öncesine kadar bir işe veya bir memuriyete girmenin ya da icazet alabilmenin ön koşullarından en başta geleni bilgelik ile bilgi donanımı ve genel ve de alan bilgisinin yeterli olması olmazsa olmazlardandı.

Türk dilinde yüzyıllarca kullanıla gelen “Uluma” (Âlim = Bilge kelimesinin çoğuludur.) kelimesi ise eğitim ve öğretim süreçlerinin en üst seviyesini bitirmiş ve her alanda bir şeyler bilen ile kendi alanında ise her şeyi bilebilen ve de yeni ortaya çıkan ile çıkabilecek bilgi akışını takip eden, her dem kendisini yenileyen donanımlı ve de bildiğini uygulayan ve uyan bir bireyi ifade ediyordu. Tabiî ki gel zaman git zaman bu süreç İslam toplumlarında ve hele hele Türk-İslam dünyasında erozyona uğratıldı bilinçli veya bilinçsiz olarak. Bendeniz Tarihçi - Eğitimci bir yazabilen olarak bilinçli yapıldığını savunanlardan biriyim. Bu bağlamda değişik pencerelerden epey birikimim var ancak bu konuyu sonraya bırakalım istiyorum.

Özellikle Devlet-i Aliyye’nin yani Osmanlı Türk Devleti’nin gerileme döneminin sebeplerinden biri ve en başta geleni diyebileceğim “Beşik Uleması” sisteminin uygulamaya girmiş olması, o Koca Çınar’ın hızla gerileme ve dağılma ile parçalanma ve de yok oluş sürecini etkileyen bir anlayış ile davranış biçimi olmuştur. Bilim ile sanatta, edebiyat ve matematikte, fen ile tıbbiyede, kara gücü ve bahriyede, yönetim ile donatımda, din ve ahlaki alanda, töre ile yörede vb. eğitim ve öğretim süreçlerinin en üst seviyesini bitirmiş ve her alanda bir şeyler bilen ile kendi alanında her şeyi bilebilen ve de yeni ortaya çıkan ile çıkabilecek bilgi akışını takip eden, her dem kendisini yenileyen donanımlı ve de bildiğini uygulayan ve uyan bireyler yetiştirmenin yerine, etkin ile yetkin ve donanımlı adamların beşikte büyüme aşamasındaki çocukları atanıyor veya görevlendiriliyor ya da altından kalkılamaz o sorumluluğu çocuğuna yüklendiriliyordu. Tarih bunun kanıtlarıyla doludur.

Bırakın bürokrasiyi, tahta geçecek Han ile Hakan adayları bile bu sistemden nasibini almışlardır. Tarih tekerrür etmez! Eğer tarihten ders alınsaydı! Bu gün 21. yüzyılda bile bu bağlamda eskiye dönüşün hızlandığına dair Türk insanlarından dönüt alıyor ve “Beşik Ulemalığı” sisteminin geri döndüğü izlemini ediniyorum. Bürokrasinin yanında hangi siyasi ekolden olursa olsun yıllardır siyasetçiler de bu işin başaktörüdür. Uzun yıllar Doğu Anadolu’muzun bir serhat ilçesinde eğitim yöneticiliği yaptığım ve hala da irtibatım olduğu için yaşayan “Beşik Uleması” sistemi uygulamasını kenar ile köşesinden paylaşayım sizinle. Doğubayazıt İlçe nüfusuna kayıtlı geçmişte Celal Yardımcı Bey (Allah rahmet eylesin) vardı. Kur’an-ı Kerim’i tercüme etmiş ve o zamanın Tercüman Gazetesi Ramazan ayında fasikül olarak okuyucusuna dağıtmıştı. O zatın biraderi veya amcaoğlu ilkokul öğretmeni olmasına karşın yıllarca İl MEM. Yrd; aynı eğitim düzeyinde iki diğer yeğeninden biri serhat şehir İlçe MEM. V. (1999/2); diğer biri de 2017-2020 Ocak ortalarına (Görevden alınış nedeninin biri bende saklı kalsın) kadar yine serhat şehir İlçe MEM. V. görevlerini yürüttüler.

Eğitim düzeylerini bir yerde es geçelim ancak aktivite, bilgi, beceri, deneyim, aksiyon, diksiyon, toplam kalite, mükemmellik modeli, temsil yeteneği, versiyon, opsiyon, açık kapı ile devlet kapısı, halkın malı ile yerli malı ve yurdun malı, Hakk’ın emri ile hukukun üstünlüğü, töre ile yöre koşulları vb. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün geleceğimizin teminatı olarak görüp-gözettiği “Ey Türk Gençliği” diye hitap ettiği eğitim kurumlarının pek çok yerde “Beşik Uleması” istilasına uğradığını paylaştığımızı düşünüyorum.