Soğuk algınlığından gribe, kanserden kalp hastalıklarına kadar pek çok rahatsızlığa karşı koruyucu özelliği olan antioksidanlar son yıllarda giderek ön plana çıkıyor.

Antioksidan terimi, diğer molekülleri oksidasyon adı verilen kimyasal bir süreçten koruyan çok çeşitli molekülleri (kimyasal bağlarla birbirine bağlanan atomları) kapsar.

Oksidasyon, birçok vücut işleminden sorumlu olan DNA ve proteinler de dahil olmak üzere hücrelerimizdeki hayati moleküllere zarar verebilir.

Hücrelerin düzgün çalışması için DNA gibi moleküller gereklidir.

Bu moleküllerde çok fazla hasar varsa, hücre arızalanabilir veya ölebilir.

Antioksidanlar bu yüzden önemlidir.

Antioksidanlar bu hasarı önleyebilir veya azaltabilir.

Vücutta kontrolsüz oksidasyon tipik olarak serbest radikaller olarak bilinen yüksek derecede reaktif moleküllerden kaynaklanır.

Peki hücre hasarını onaran antioksidanlı besinler hangileri.

Sizlerle paylaşmak isterim.

BÖĞÜRTLEN: Meyvenin içeriğindeki antosiyanidin ve elastin; vücudu kanser hücrelerinin oluşumuna karşı korurken, mevcut enfeksiyon durumlarında bağışıklık hücrelerini güçlendiriyor.

BROKOLİ: Karnabahar, lahana ve Brüksel lahanasının da aynı grupta bulunduğu turpgiller; indol ve betakaroten içeriyor. Bu iki flavonoid, bu sebzeleri özellikle birer akciğer, rahim, meme kanseri savaşçısı haline getirirken; kalp ve göz sağlığı için de faydalı.

DOMATES: Domatesin içeriğindeki likopin; prostat, akciğer, kolon ve göğüs kanserinin tedavisinde de etkili. Domatesin içeriğinde bağışıklık sistemini güçlendiren glutatyon da bulunuyor.

KIRMIZI ÜZÜM: Kırmızı üzümün içeriğindeki resveratrol ve quarcetin, serbest radikalleri uzaklaştırarak damarların sertleşme ve tıkanmasını engelleyen en güçlü antioksidanlardan biridir.

YEŞİL ÇAY: Tanin flavonoidi, yeşil çaya bağımlılık yapan kekremsi aromasını verirken sizleri de kalp krizi, damar sertliği ve birçok kanser çeşidine karşı koruyor. Ayrıca metabolizmayı hızlandırıp kilo vermeyi kolaylaştırıyor.

KIRMIZI ERİK: Kırmızı erik, içindeki serbest radikalleri absorbe edebilme oranı en yüksek besindir. Bu özellik onu dejeneratif hastalıklar ve kanser gibi serbest radikal hasarına bağlı hastalıklarla mücadelede önemli bir noktaya taşır. Ara öğünlerde dört-beş kuru erik tüketmelisiniz.

HAVUÇ: Havuç ve turuncu renkli meyve-sebzeler; betakaroten bakımından zengindir. Betakaroten, özellikle kanser hücreleriyle savaşta etkin rol oynuyor ve artrit oluşumunu yüzde 70'lere varan oranda engelliyor. Bu özelliği, havucu sofralarımızın baştacı ediyor.